Ne aşk olaydı, ne aşık, ne nazlı afet olaydı,
Ne halk olaydı, ne halık, ne aşk-ı hasret olaydı.

Ne dert olaydı, ne derman, ne sûr olaydı, ne matem,
Ne aşiyane-i vuslat, ne bari-firkat olaydı.

Gönülde nur-i muhabbet, gözümde perde-i zulmet…
Ne nur olaydı, ne zulmet, ne böyle hılkat olaydı.

Nedir bu hilkat-i bi-merhamet, bu perdeli hikmet?
Bu zulme karşı n’olur bir de adalet olaydı.

Tükendi takat-ü sabrım, adalet! Ah, adalet!
Ne önce öyle saadet, ne böyle zillet olaydı.